Kayıtlar

Bir kısa hikaye: Hasta

Resim
Aylardan haftalardan hatta mevsimlerden bir gün olabilirdi, alt tarafı bir gün işte...Zamansız bir gün...Takvimlerde yoktu böyle bir gün...Koltuğunun altında gözden kaybolmuş bir sayfayı arıyor bir yandan da burnuna kaçan toz kitlelerini burnunu komik denebilecek şekillere getirerek uzaklaştırmaya çalışıyordu.Neden sonra koltuğu hareket ettirmeyi akıl edebilmiş, olduğu yerden kaldırdığı bu kaçak kağıdın havaya bir iyiliksevermişçesine dağıttığı zerreler burnunu gıdıklamış, kimisi de hemencecik koyu renkli bluzuna yapışmıştı.O bunların farkında değildi ancak bu kadar cebelleştiği kağıdı çöp kovasına yollamıştı bile.Bu kağıdın üzerindeki vefalı zerreler onu bir nevi teselli ediyor gibiydi.Kağıdın bu durumdan müteessir olduğunu kim söylemişti.Ya o havadaki zerreler ne olmuştu.Zerreydi işte ne önemi var. Zaman insanlara verilmiş birer banka hesabının adı olmalı.Herkes onu harcıyor karşılığında para alıyordu.Bu savı yalanladı masadaki diğer kişi.İnsanlar enerji harcayıp buna karşılık ka...

DÜNYA YUVARLAK DEĞİLDİR!!!

Resim
Dünya düz mü?  Hadi canım bu da soru mu şimdi demeyin.  Siz neden yuvarlak olduğunu düşünüyorsunuz?  Bize okulda öyle öğrettiler. Böyle yuvarlak, küre şeklinde olduğunu söylediler.  Peki gözünle gördün mü?  Yoo ama çekilmiş bir sürü fotoğraf var.  Peki o fotoğrafları kim çekti? Geçen yaz tatilinde uzayda piknik yapan arkadaşların mı?   Gördüğün tüm o fotoğraflar tek bir organizasyondan geliyor değil mi? Bugüne kadar hep aynı haritaya baktın. Oysa Avustralyalılar için o harita böyledir. Peki Birleşmiş Milletler’in nasıl gördüğünü merak ediyor musun? Logosunu göstereyim sana o zaman.   Şimdi. Yeniden düşün. Dünya yuvarlak mı yoksa düz mü? Eğer düz dünya konusunda ortaya atılan iddiaları ve bu iddialara verilen cevapları arıyorsanız yanlış yerdesiniz. Bu konuda yapacağınız basit bir araştırma sizi yüzlerce yazı ve videoya ulaştırır. Yine de şöyle söyleyeyim. Dünyanın aslında düz olduğuna dair onlarca “kanıt” sunuluyor. Buna göre dünya düz, ...

ÇOK MU ÇALIŞMALIYIZ YOKSA DERİN Mİ ÇALIŞMALIYIZ ?

Resim
Bugünkü konumuz bu arkadaşlar çok mu çalışmalı yoksa derin mi çalışmalı? Derin Çalışmak. Ne demek bu? Profesör Cal Newport’a  göre :  “Dikkat dağınıklığı olmayan tam konsantrasyonlu bir durumda, bilişsel yetenekleri sınırlarına kadar kullanarak gerçekleştirilen profesyonel aktiviteler.”    Dünyayı değiştiren eserler hep bu yöntemle çalışarak ortaya çıkmış. Yazılan kitaplar, bestelenen müzikler ya da çözülen problemler, icat edilen şeyler. Kolunu, bacağını, tüm vücudunu kullanarak odaklanmayı gerektiriyor. Bir de yüzeysel çalışmak var. Buna sığ çalışmak da diyebiliriz. Çok fazla dikkat gerektirmeden yapılan işler. Dolayısıyla bilişsel yetenekleri de fazla zorlamaya gerek yok. Yani herkesin neredeyse bir parmağıyla ya da bir parmağını şıklatarak yapabileceği kolaylıkta işler. Mesela parmağını sosyal medya akışlarını kaydırmak için kullanmak. Ya da TV kumandasında kanal değiştirmek için. Sadece bunlar da değil. Bazı kolay gözükmeyen işler de aslında sığ işler. Öğrenc...

SATRANÇ OKU

Resim
Herkese merhabalar arkadaşlar yeniden bir satranç yazısıyla karşınızdayım. Bu yazıda SATRANÇ adındaki Stefan Zweig yazmış olduğu kitaptan bahsedeceğim. Stefan Zweig'in Brezilya'daki sürgünde yazdığı(evet yanlış okumadınız sürgüne yazdığı)ve en tanınmış eserlerindendir. İlk baskısı 250 adet olarak 1942 yılında Buenos Aires'de çıkan hikayenin, İngilizce tercümesi 1944'te New York'ta yayımlandı. Kitabın kısaca bir özetinden bahsedelim şimdi ise. Hikâye New York'tan Buenos Aires'e yolculuk yapan bir deniz vapurunda yaşanır. Bir grup yolcu gemideki kurgusal satranç şampiyonu Mirko Czentovic'i partiye davet eder. İlk partiyi beklendiği gibi rahatlıkla şampiyon kazanır. Yine kaybedilmekte olan rövanş partisinin ortasında, oyuna Dr. B. adında bir başka yolcu daha katılır ve bir beraberlik kurtarır. Bunun üzerine yolcular tarafından Czentovic ile Dr. B arasında bir müsabaka organize edilir. Müsabaka başlamadan Dr. B. kitapta hikâyeyi anlatana satrancı nasıl ö...

BASKETBOL NEDİR NE DEĞİLDİR?

Resim
Herkese merhaba arkadaşlar bugün severek yapmış olduğum bir spordan bahsedeceğim.Basketbol... İlk önce ne olduğuna bakalım. Basketbol, elle idare edilen bir topla oynanan popüler bir takım oyunu ve spor dalı. Profesyonel basketbolda beşer kişilik iki takım, yerden yüksekliği 3,05 metre olan ve pota adı verilen, yere paralel konumdaki bir çemberden topu geçirerek, rakibinden daha fazla sayı yapmak suretiyle, on ikişer, onar veya sekizer dakikalık dört periyottan oluşan maçı kazanmaya çalışır. Bide tarihçesine bakalım basketbolun. Basketbol, ABD'nin Massachusetts eyaletinde, Springfield Genç Hristiyan Erkekler Birliği (YMCA) Eğitim Okulunda beden eğitimi öğretmeni olan Kanadalı Dr. James Naismith tarafından 1891'de icat edilmiştir. Atlet ve beyzbolculara kış antrenmanı yaptırmak amacıyla geliştirilen bu oyunda amaç , tahtadan yapılmış altı kapalı şeftali sepetlerine futbol topunun sokulmasıydı. Sepet yaklaşık 3 metre yükseklikte duvara monte ediliyordu ve her sayıdan son...

SATRANÇ ROBOTU :THE TÜRK

Resim
Herkese merhaba  arkadaşlar bu yazımda yine konumuz satranç daha fazla satrançla ilgili yazı istiyorsanız yorumlara yazarsınız bu arada satrançın oynanışı ile ilgili de yazı yazabilirim isterseniz. Şimdi hemen konumuza geçelim. Konumuz başlıktan da anlayabildiğiniz üzere Tarihteki belkide ilk satranç makinesi automaton (the Türk) isimli bu robottan bahsedeceğim. Robotun adının Türk olması sizi yanıltmasın yapan bir Türk değil Kempelen adında bir Macar. Ama makineye bakınca neden Türk dendiği çok rahat anlaşılıyor. O yıllarda Avrupa’da güçlü bir “oryantal merakı” var. Mesela Mozart Mehter’den etkilenip “Türk Marşı”nı bestelemiş. Kempelen de 1770’de böyle bir makine yapmış ve ona “Türk” adını vermiş. Çok ilgi görünce de Avrupa’yı ve hatta Amerika’yı turlamaya başlamış. Çok uzun bir süre kimse bu makinenin nasıl çalıştığını ve rakiplerini nasıl yendiğini anlayamamış. Ama sonra bunun bir kandırmaca olduğu ortaya çıkmış. Aslında makinenin içine gizlenen bir kişi onu yönlendiriyormuş...

HAYAT GİBİ OYUN: SATRANÇ

Resim
1779 yılında yazdığı bir makalede hayat bir çeşit satranç gibidir der Benjamin Franklin. Peki siz bu fikre katılıyor musunuz? Ben bu fikre katılıyor gibiyim.Süresi belli olmayan bir oyun. Ne zaman biteceğini bilemezsiniz. Bazen bir şeyleri elde etmek için başka bir şeyi feda etmek zorunda kalırsınız. Her zaman ilerleyemezsiniz, bazen geri adım atmak gerekir. Ama her adımınızda düşünmelisiniz. Seçimlerinizi akıllıca yapmalısınız. Stratejik hareket etmelisiniz. Hedefinize ulaşmanın tek bir yolu yoktur. Farklı şeyler deneyebilirsiniz. Yılmadan, usanmadan, sıkılmadan tekrar tekrar denemelisiniz. Çünkü hayattaki gibi olasılıklar sonsuzdur. Her taşın kendine göre bir konumu ve önemi vardır. Tıpkı hiç bir insanın önemsiz olmaması gibi, hiç bir satranç taşı da önemsiz değildir. Bir piyonun bile vezir olma potansiyeli vardır. Katılmadığı noktayı ise yazının sonlarına doğru söyleyeceğim. Şimdi ise oyunun tarihçesine bakalım. Yaklaşık 1500 yıl gibi bir süre önce oynanmaya başlandığı söyleniyor...