Bir Kısa Hikaye: Part:2
Bu odanın gördüğü halka açık ağaçlık bir alanda çam ağaçları uzanıyordu, sıra sıra.O çamlardan herhangi birinden bir çıt sesi geldi.Sincaplar mı, kuşlar mı?Hayır, onlar uğramazlar buraya.Öyleyse ne?Ardından bir pat pat sesi.Allah Allah neyin nesi bu böyle, derken bir kozalak salına salına koptuğu çamın dibini bulmuştu bile.Onun tek istediği dünyaya dokunmaktı, bu uğurda çok sevdiği çamdan bile ayrılmıştı.Ilık bir hava merhaba dedi, günün ışıkları giydirdi onu kahvelere.Uzunca bir yıl geçti, o öyle sandı.Çocuk cıvıltıları ve kulağını patlatacakmış gibi küt küt sesleri.Onlar kozalığın misafirleri.Olsun, gelsinler, ben de onları bekliyordum.Ansızın bir çocuğun babasının ayağının altında kaldı.Bir feryat yükseldi,hem babadan hem de kozalaktan ama herkes babayı duyuyordu.Kozalak daha çok açılmıştı.Acı duyuyordu, nedense mutluydu,bir insana dokundu.Artık canına karşılık yapılan anlaşmanın bir tarafı görevini yapmıştı.Ödeme sırası ondaydı, canına karşılık özgürlüğü.Ansızın minicik bir el yanındaki henüz bozulmamış bir kozalağı aldı ve içini açmaya çalıştı.Uğraştı, kozalak yavrularını vermemek için daha çok kapanıyordu.Sonra bu insan yavrusunun eline battı.Kozalağı uzağa doğru fırlattı.Kozalağımız mutluydu, insana kafa tutuyor ve türdaşlarını da bu mücadeleyi verirken görüyordu.Aldığı darbe sonucu iyice açılmış kozalak bu minicik elin içinde yükseldi.Çam ona gülümsüyordu, ya da ağlıyor muydu?Minicik eller çekirdeklerine uzandı ve onları kopardı.Bu insan yavrusu onlardan birini ağzına götürdü ve hatta geri tükürdü diğerlerini de fırlattı uzağa.Kozalak ölmeyi umuyordu, ölmek uzaklara doğru ölmek...
*****
Masa artık konuşmuyordu.Nereye gitmişti bu adamlar, oysa ne çok şeyler konuşup tartışacaklardı.Ya asi zerre bitmek istiyor muydu son bestede.Kozalak akşamın karanlığından mı yasa bürünmüştü.Bunları kimse düşünmedi.Bunları o adamlar çöpe attılar.Üstlerine zerreler değil zaman yapıştı, kimi havada kalmıştı ki bitmeyen bir valse kalktılar.Hasta ölüyordu, bu adamlar teker teker üstlerine yapışan zamanda kayboldular.Bir zaman sonra, bilinmeyen bir zamanda, hatta zamansız değildi.Altı üstü bir geceydi...Ve hasta uzaklara doğru öldü, çamlara nazırdı karanlık....
*****
Masa artık konuşmuyordu.Nereye gitmişti bu adamlar, oysa ne çok şeyler konuşup tartışacaklardı.Ya asi zerre bitmek istiyor muydu son bestede.Kozalak akşamın karanlığından mı yasa bürünmüştü.Bunları kimse düşünmedi.Bunları o adamlar çöpe attılar.Üstlerine zerreler değil zaman yapıştı, kimi havada kalmıştı ki bitmeyen bir valse kalktılar.Hasta ölüyordu, bu adamlar teker teker üstlerine yapışan zamanda kayboldular.Bir zaman sonra, bilinmeyen bir zamanda, hatta zamansız değildi.Altı üstü bir geceydi...Ve hasta uzaklara doğru öldü, çamlara nazırdı karanlık....
SONl
Yorumlar
Yorum Gönder